MİMARİ TASARIM VE UYGULAMA OFİSİ tel: +90 212 257 8370
EN

Arkitera: World Architecture Festival İlk Gün İzlenimleri

Bu sene dördüncü kez düzenlenen World Architecture Festival (WAF) 2 Kasım Çarşamba günü Barselona'da başladı.

 

1.300'den fazla katılımcının olduğu belirtilen festivale bu sene 60'dan fazla ülkeden 700'den fazla proje gönderilmiş. Geçen senelere göre proje başvuruları sayısı artmış görünse de izleyicilerin sayısının arttığı pek söylenemez. 10 farklı kategoride değerlendirilen proje sunuşlarında mimari ekipler projelerini anlatmak için yaklaşık 15 dakikaya sahipler. Üç kişiden oluşan kategori jürilerinin kısa sorularından hemen sonra bir sonraki projeye geçiliyor. Sabahtan akşama kadar süren bu maratonda izleyiciler ilgilendikleri kategorileri veya projeleri izlemek için farklı salonlar arasında mekik dokuyorlar.

 

Bu seneki festivalde ayrıca yeni bir düzenleme ile iç mimari tasarımları ayrı bir festival olarak ele alınıyor. Aynı mekanın bir üst katında daha küçük bir izleyici kitlesine yine benzer bir başvuru, değerlendirme ve proje sunum sistemi ile düzenlenen Inside Festival'inde iç mekan projeleri yarışıyor. Türkiye'den Cem Sorguç yönetimindeki CM Mimarlık'ın İKSV Salon mimari projesi ile katıldığı Inside Festival'in ana sponsoru ise VitrA firması.

 

Emre Arolat, Tabanlıoğlu, Suyabatmaz Demirel, Teğet, Zoom TPU, Erginoğlu Çalışlar, KG Mimarlık, A Tasarım, ACE Mimarlık, Öncüoğlu Mimarlık gibi pek çok tanınmış mimarlık ofisinden mimarların katılımcı ve izleyici olarak katıldığı dünya mimarlık festivaline Kale Grubu'nun kurumsal satış yöneticileri de izleyici olarak katılıyor.

 

Festivalde bu sene ana seminer salonundaki seminerlerin ortak konusu afet sonrası mimarlık ve planlama disiplinlerinin yapabileceklerine odaklamış. Japonya, Şili, Haiti gibi doğal felaketlerin ardından alınan mimari ve şehircilik önlemleri tasarımcıları tarafından paylaşıldı. Konu her ne kadar çok doğru seçilmiş olsa da konuşmacıların bu konuda pek de tatmin edici projeler üretebildiklerini söylemek zor. Ancak festivalin doğal felaketler sonrasında mimarların sorumluluklarına dikkat çekecek şekilde bir seminer serisi düzenlemesi takdir edilmeli. Ne yazik ki festival izleyicilerinin çok büyük kesimi bu salondaki seminerlere pek rağbet göstermediler. Konuşmacılar oldukça büyük ve neredeyse boş bir salona seslenmek zorunda kaldılar. Ana konuşmacı olarak duyurulan BMW Guggenheim Lab yardımcı küratorü David van der Leer'in kentlerde vatandaşların katılımları ile oluşturulan projelerini tanıttığı akşamki kapanış konuşması ise oldukca kalabalık bir izleyici kitlesi tarafından takip edildi.

 

Festivale bu sene Türk mimarların da yoğun bir şekilde ilgi gösterdiği görünüyor. İstanbul ve Ankara'dan katılan ve Türkiye'de nadiren bir araya gelebilen mimarların İngiltere merkezli bir organizasyonun Barselona'daki etkinliğinde bir araya gelmesi, ödül odaklı etkinliklerin etkisini göstermesi açısından ilginç. Tüm başvurulardan oluşan proje sergisinde 19 ayrı mimarlık ofisinden toplam 55 proje sunulmuş. Festival yönetimi net bir istatistik bilgisi vermese de Türkiye'den gelen başvuruların sayısının oldukça fazla oluşu dikkati çekiyor. Türkiye başvurularında başı Emre Arolat Architects 14, Tabanlıoğlu Mimarlık ise 11 ayrı proje ile başı çekiyor.

 

İlk günün proje sunumlarında Türkiye'den üç projenin sunumu gerçekleşti. Öğleden önceki oturumlarda Emre Arolat, Yalova'daki Raif Dinçkök Kültür Merkezi projesini Kültür Yapıları kategorisi jürisine anlattı. Projenin Yalova halkı ile nasıl bir ilişki kurduğunu merak eden jüri üyelerine Arolat, "Alışılageldik parlak ve dikte edici bir kültür merkezi yapmak yerine herkesin daha kolay benimseyebileceği, kirletmekten çekinmeyeceği bir yapı yapmak istedik. Ancak başarılı bir yapı olup olmadığını henüz bilmiyoruz, bunu zaman gösterecek," diyerek cevap verdi. Öğleden sonraki oturumlarda ise Tabanlıoğlu'nun iki Afrika ülkesi, Libya ve Ekvator Ginesi'nde inşa edilmiş iki kültür ve kongre merkezi yapısı sunuldu. Jüri üyelerinin özellikle Ekvator Ginesi'ndeki kongre merkezinin tasarım süreci dahil yaklaşık altı ayda inşa edilmiş olmasına şaşırmaları gözden kaçmadı.

 

Her projenin iki adet A2 panelle başvurabildiği festivalde jüriye çıkacak projelerin ön seçimlerin nasıl ve hangi kriterlerle yapıldığı bilinmiyor. Kimi zaman aynı fonksiyonlara sahip yapılar farklı kategorilerde değerlendirilebiliyor çünkü mimarlar yapılarının hangi kategoride değerlendirilmesini isterlerse o kategoriye başvuruyor. Kimi yapılar, örneğin Türkiye'den beş proje de bu şekilde, iki ayrı kategoride değerlendirilmek üzere sunulmuş. Kimi kez, ODTÜ öğrenci Merkezi'nde olduğu gibi, aynı fonksiyon ve arsa için önerilen bir yapı farklı iki kategorideki projelerle birlikte değerlendirilmeye alınmış olabiliyor. Bu nedenle pek de adil olmayan özensiz bir değerlendirme süreci festivalin yapısına gölge düşürüyor.

 

Yine de mimarların pek coğu gayrimenkul ödüllerinin aksine yapılarının mimarisine odaklanıldığı, projelerini anlatmak için kısa da olsa kendilerine bir şans tanındığı ve göstermelik de olsa bir tartışma ortamı yarattığı için bu festival ödüllerinin önemli olduğunu belirtiyorlar.

 

 
Bu sene dördüncü kez düzenlenen World Architecture Festival (WAF) 2 Kasım Çarşamba günü Barselona'da başladı.

 

1.300'den fazla katılımcının olduğu belirtilen festivale bu sene 60'dan fazla ülkeden 700'den fazla proje gönderilmiş. Geçen senelere göre proje başvuruları sayısı artmış görünse de izleyicilerin sayısının arttığı pek söylenemez. 10 farklı kategoride değerlendirilen proje sunuşlarında mimari ekipler projelerini anlatmak için yaklaşık 15 dakikaya sahipler. Üç kişiden oluşan kategori jürilerinin kısa sorularından hemen sonra bir sonraki projeye geçiliyor. Sabahtan akşama kadar süren bu maratonda izleyiciler ilgilendikleri kategorileri veya projeleri izlemek için farklı salonlar arasında mekik dokuyorlar.

 

Bu seneki festivalde ayrıca yeni bir düzenleme ile iç mimari tasarımları ayrı bir festival olarak ele alınıyor. Aynı mekanın bir üst katında daha küçük bir izleyici kitlesine yine benzer bir başvuru, değerlendirme ve proje sunum sistemi ile düzenlenen Inside Festival'inde iç mekan projeleri yarışıyor. Türkiye'den Cem Sorguç yönetimindeki CM Mimarlık'ın İKSV Salon mimari projesi ile katıldığı Inside Festival'in ana sponsoru ise VitrA firması.

 

Emre Arolat, Tabanlıoğlu, Suyabatmaz Demirel, Teğet, Zoom TPU, Erginoğlu Çalışlar, KG Mimarlık, A Tasarım, ACE Mimarlık, Öncüoğlu Mimarlık gibi pek çok tanınmış mimarlık ofisinden mimarların katılımcı ve izleyici olarak katıldığı dünya mimarlık festivaline Kale Grubu'nun kurumsal satış yöneticileri de izleyici olarak katılıyor.

 

Festivalde bu sene ana seminer salonundaki seminerlerin ortak konusu afet sonrası mimarlık ve planlama disiplinlerinin yapabileceklerine odaklamış. Japonya, Şili, Haiti gibi doğal felaketlerin ardından alınan mimari ve şehircilik önlemleri tasarımcıları tarafından paylaşıldı. Konu her ne kadar çok doğru seçilmiş olsa da konuşmacıların bu konuda pek de tatmin edici projeler üretebildiklerini söylemek zor. Ancak festivalin doğal felaketler sonrasında mimarların sorumluluklarına dikkat çekecek şekilde bir seminer serisi düzenlemesi takdir edilmeli. Ne yazik ki festival izleyicilerinin çok büyük kesimi bu salondaki seminerlere pek rağbet göstermediler. Konuşmacılar oldukça büyük ve neredeyse boş bir salona seslenmek zorunda kaldılar. Ana konuşmacı olarak duyurulan BMW Guggenheim Lab yardımcı küratorü David van der Leer'in kentlerde vatandaşların katılımları ile oluşturulan projelerini tanıttığı akşamki kapanış konuşması ise oldukca kalabalık bir izleyici kitlesi tarafından takip edildi.

 

Festivale bu sene Türk mimarların da yoğun bir şekilde ilgi gösterdiği görünüyor. İstanbul ve Ankara'dan katılan ve Türkiye'de nadiren bir araya gelebilen mimarların İngiltere merkezli bir organizasyonun Barselona'daki etkinliğinde bir araya gelmesi, ödül odaklı etkinliklerin etkisini göstermesi açısından ilginç. Tüm başvurulardan oluşan proje sergisinde 19 ayrı mimarlık ofisinden toplam 55 proje sunulmuş. Festival yönetimi net bir istatistik bilgisi vermese de Türkiye'den gelen başvuruların sayısının oldukça fazla oluşu dikkati çekiyor. Türkiye başvurularında başı Emre Arolat Architects 14, Tabanlıoğlu Mimarlık ise 11 ayrı proje ile başı çekiyor.

 

İlk günün proje sunumlarında Türkiye'den üç projenin sunumu gerçekleşti. Öğleden önceki oturumlarda Emre Arolat, Yalova'daki Raif Dinçkök Kültür Merkezi projesini Kültür Yapıları kategorisi jürisine anlattı. Projenin Yalova halkı ile nasıl bir ilişki kurduğunu merak eden jüri üyelerine Arolat, "Alışılageldik parlak ve dikte edici bir kültür merkezi yapmak yerine herkesin daha kolay benimseyebileceği, kirletmekten çekinmeyeceği bir yapı yapmak istedik. Ancak başarılı bir yapı olup olmadığını henüz bilmiyoruz, bunu zaman gösterecek," diyerek cevap verdi. Öğleden sonraki oturumlarda ise Tabanlıoğlu'nun iki Afrika ülkesi, Libya ve Ekvator Ginesi'nde inşa edilmiş iki kültür ve kongre merkezi yapısı sunuldu. Jüri üyelerinin özellikle Ekvator Ginesi'ndeki kongre merkezinin tasarım süreci dahil yaklaşık altı ayda inşa edilmiş olmasına şaşırmaları gözden kaçmadı.

 

Her projenin iki adet A2 panelle başvurabildiği festivalde jüriye çıkacak projelerin ön seçimlerin nasıl ve hangi kriterlerle yapıldığı bilinmiyor. Kimi zaman aynı fonksiyonlara sahip yapılar farklı kategorilerde değerlendirilebiliyor çünkü mimarlar yapılarının hangi kategoride değerlendirilmesini isterlerse o kategoriye başvuruyor. Kimi yapılar, örneğin Türkiye'den beş proje de bu şekilde, iki ayrı kategoride değerlendirilmek üzere sunulmuş. Kimi kez, ODTÜ öğrenci Merkezi'nde olduğu gibi, aynı fonksiyon ve arsa için önerilen bir yapı farklı iki kategorideki projelerle birlikte değerlendirilmeye alınmış olabiliyor. Bu nedenle pek de adil olmayan özensiz bir değerlendirme süreci festivalin yapısına gölge düşürüyor.

 

Yine de mimarların pek coğu gayrimenkul ödüllerinin aksine yapılarının mimarisine odaklanıldığı, projelerini anlatmak için kısa da olsa kendilerine bir şans tanındığı ve göstermelik de olsa bir tartışma ortamı yarattığı için bu festival ödüllerinin önemli olduğunu belirtiyorlar.